 ..........
.........7-
HASTALIĞIN TANISI NASIL
KONUR?
AAA tanısı her şeyden önce yukarıda tanımlanan iltihabi
atakların varlığına, yani klinik bulgulara dayanarak konur.
Tekrarlayan ataklar
Hastaların tekrarlayan hastalık belirtilerini
tanımlaması, tanı için en kıymetli bulgudur. Benzer belirtilere
neden olabilecek hastalıkların da dışlanması gereklidir. Hasta
ilk atak sırasında görülmüşse, hastalığın tekrarlayıcı
niteliğinin görülmesi amacıyla takibe alınması yararlı
olacaktır.
Kan testleri
Hasta eğer atak sırasında görülmüşse, atağa eşlik eden
iltihap bulgularının varlığı (ateş, kanda beyaz kürelerin
-lökosit- sayısının artması, eritrosit sedimentasyon hızının
artması, fibrinojen, CRP ve SAA düzeylerinin yükselmesi) ve bu
testlerin atak sonlanınca normal değerlere inmesi tanıya
yardımcı olur. Bu testlerin pozitif bulunmasının ailevi Akdeniz
ateşine özgü olmadığı, sadece vücutta iltihabi bir reaksiyonun
varlığına işaret ettikleri unutulmamalıdır. Dolayısıyla başka
bir iltihabi hastalıkta (örneğin akut apandisit, bakterilere
bağlı infeksiyonlar, vb) da yüksek çıkabilirler.
Aile öyküsü
Hastaların yaklaşık yarısında ailede benzer şikayetleri
olan akrabaların olması tanıyı destekleyen önemli bir bulgudur.
Bununla beraber, AAA'nin çekinik geçen bir hastalık olması
nedeniyle, ailede başka bir hastanın olmaması da şaşırtıcı
olmaz.
Amiloidoz
Hastada ikincil amiloidozun varlığı da tanıyı kuvvetle
destekler.
Kolşisin tedavisine yanıt
AAA olduğu düşünülen hastalarda yeterli dozda kolşisin
verildikten sonra atakların hiç tekrarlamaması ya da atak
sıklığının ve şiddetinin belirgin olarak azalması tanıyı
destekler.
Genetik testler
Günümüzde AAA hastalığına neden olabilen mutasyonların
taraması da yapılabilmektedir. Bununla beraber,
hastalıkla ilişkili olduğu gösterilen mutasyonların
sayısı 50'den fazladır ve az sayıda merkez dışında tamamını
taramak mümkün olmamaktadır. Onun dışında, mutasyonların tamamı
taransa dahi, klinik olarak AAA teşhisi konan hastaların
yaklaşık %70'inde iki mutasyon göstermek mümkün olmaktadır.
Hastaların yaklaşık %20'sinde tek MEFV mutasyonu
saptanırken, %10 kadar hastada hiç mutasyon gösterilememektedir.
Öte yandan ülkemizde taşıyıcılık oranı da oldukça fazladır
(yaklaşık %13-20) ve herhangi bir şikayeti olmayan insanlarda
hastalıkla ilişkili bir mutasyonu taşıyıcı olarak bulma
olasılığı da oldukça yüksektir. Yorumlama güçlükleri nedeniyle,
belirli merkezler dışında genetik yöntemlerin 'tanı amaçlı'
olarak kullanılması önerilmemektedir.
<
geri >

|